Eyüp Hakkında

Eyüp, İstanbul ilinin Avrupa yakasında yer alan bir ilçesi. 1936′da kurulan Eyüp ilçesinin yüzölçümü 242 km²’dir. 21 mahallesi ve 7 köyü bulunan Eyüp ilçesinin nüfusu 2010 yılındaki ADNKS verilerine göre 338.329′dur. İlçe’nin Haliç’in iç kesiminde kısa bir sahil şeridi vardır.

İlçe ismini, sınırları içinde türbesi bulunan Ebu Eyyûb el-Ensarî’den almaktadır. İstanbul’un Fethinden sonra Türklerin sur dışında kurduğu ilk yerleşim merkezi olan Eyüp’te başta Eyüp Sultan Camii olmak üzere Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi eser mevcuttur. III. Seliminannesi Mihrişah Valide Sultan’ın inşa ettirdiği imaret 200 yıldan beri faaliyetini sürdürmektedir. Tarihi Eyüp mezarlığında Osmanlı döneminin önemli asker, devlet adamı ve alimlerinin mezarları bulunmaktadır. Bilinenin aksine bölgede bir değil yedi sahabe mefdun bulunmaktadır. Şimdiki adı Alibeyköy olan Köpekyaylası önemli yerleşim alanlarındandır.

Tarih

Eyüp İskelesi (1880-1893)

Eyüp ilçesinin kapladığı alan İstanbul Surlarının dışında kalmasına rağmen, burada daima bir köy vardı. Çünkü iki nehir çok miktarda temiz su sağlıyordu. Ve Bizans döneminde köyde bir klise vardı. Ve daha sonra bir manastır (Bugünkü Eyüp Camii’nin arkasındaki tepelerin yükseğine inşa edilmişti.) şehir duvarlarının dışında kalınca bu alan mezar yeri olarak kullanılmaya başlandı. Burada kiliseler ve mezarlıklar vardı. Geniş müsliman mezarları ve büyük türbesi ile buraya adını ve ününü veren türbe olduğu kadar.

Endüstriyel devrim sırasında Eyüp

17 nci ve 18 nci yüzyılda İstanbul Osmanlı İmparatorluğu’nun püskülü olarak plansız bir şekilde büyüyordu. Balkanlar’daki Türk toplumu ve Kafkasya’lılar şehre geldiler. Bu dönemde Eyüp alanı, bazı ruhsal havasını kaybederek şehirle birleşmiş hale geldi. Çünkü Altın Boynuz boyunca fabrikalar inşa ediliyordu. Bunları ilkiFeshane idi. Fabrika Osmanlı ordusuna fes üretmekteydi.

Bugünkü Eyüp

Pierre Loti kahvesinden Haliç’in görünüşü

Yakın zamanda pekçok fabrika kapatıldı veya buradan kaldırıldı. Haliç artık kokmuyor. Su kenarında oturmak artık mümkün. Bundan dolayı Eyüp’ün nitelikleri tekrar olumlu olarak değişiyor. Alan bazı şeyleri de kaybediyor. Kırk veya elli sene önce publar ve oyun evleri ve şehir hayatının alışılagelmiş zevkleri vardı. Eyüp’te bugün hiç bar yoktur,buna rağmen köşe dükkânlarda bira satılabilir. Sokakları kahvehene ile doludur,insanlar burada sigara ve çay içerek veya oyun oynayarak vakit geçirirler.

Yeni apartman blokları ile birlikte nüfusta büyüdü. Fakat atmosfer hala barış dolu. Camiler ve tarih semte hala hakim vaziyette. Eyüp ruhsal sakinlik ve rahatlama imajını vurgulamaya çalışmakla meşgul durumda. Sadece bir cami ve mezarlık olmayıp Piyer Loti mevkiinde Karyağdı Ali Baba isimli Bektaşi Tekkesi de bulunmaktadır. Yukarı tepelerinde ağaçlıklar bulunur ve burada genişce yayılmış vaziyette duran ve adını Fransız yazar Pierre Loti den alan bir kahve vardır. Haliç üzerinde şahane bir manzaraya sahiptir. Eminönü’ne giden bütün yollar görülebilir. Büyük bir barış duygusunu ağaçların altında çayınızı alırken hissedebilirsiniz. Şimdi Haliç temiz olup ,sandalar insanları karşı sahillere taşımaktadır.

Tarihi yapılar

Ebu Eyyûb el-Ensarî camii ve türbesi

Eyüp Camii nin mihrap ve minberli iç görünüşü

Eyüp adı, Muhammed’in yoldaşı ve sancaktarı olan Ebu Eyyûb el-Ensarî’den gelmektedir. Kendisi buraya Arap ordusu ile birlikte şehrin ilk defa feth edilme denemesinde gelmiş ve burada vefat etmiştir. Son arzusu ise buraya gömülmekti. Onun istirahat yeri Bizans döneminde hürmet edilen bir yerdi. Fakat 4. Haçlı seferindeki Latin azgınlığı sırasında diğer kutsal Bizans yerleri ile birlikte dağınık duruma düştü. Yedi yüzyıl sonra, İstanbul’un fethi sırasında II. Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) hocası şeyh Akşemsettin tarafından yeniden keşfedildi. Fatih Sultan Mehmet, şehrin alınmasından sonra bir mezar yeri veya Türbe Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin istirahat yeri üzerine ve bir cami onun onuruna yapılmasını emretti. İstanbul’a ilk büyük cami inşa edilecekti. Geleneksel hamam, okul odaları ve kantin kompleksi camiyi çevreleyecekti. Aynı zamanda İstanbul’a ilk defa böyle bir yapı yapılacaktı. Eyüp’ün kutsal yer olması noktasından, Caminin bir taşının Peygamberin ayak izini taşıdığı söylenir. Pek çok cami, dua yerleri, şadırvanlar inşa edildi. Ve pek çok Osmanlı yöneticisi Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin istirahat yeri yakınına gömülmek istiyordu. Alan büyüyordu ve pek çok dini mimarı kazanıyordu. İstanbul’a bu alana serin hava ve güzel manzara için gelmiş olan Türk ve yabancı turistlerin derviş tekkelerine ulaşabilme yeri haline geliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde Eyüp, şehir duvarları dışında kalan tanınmış üç yerleşim yerinden biri idi. Diğer ikisinden biri Üsküdar ve sonuncusu Galata idi. Bu dönemin bazı karakteri, Count Preziosi’nin çoğu Eyüp’ü içeren şehrin yağlı boya tablolarında görülebilir.

Eyüp İskelesi ve çevresi, arka planda Eyüp Sultan Camii (Şubat 2013)

Karyağdıalibaba Tekkesi

Bugünkü Karyağdı Mahallesinde Pierlotti mevkiinde bulunmaktadır.1700lü yıllarda kurulan bu Bektaşi tekkesi dönemin Osmanlı müvverlerinin veYeniçerilerin devam ettiği bir tekke idi. 1828′de Padişah II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektaşiliğin yasaklanmasıyla birlikte kapatılmış ancak sonraki dönemlerde tekrar açılmıştır.

Nüfus

Yıl Toplam Şehir Kır
1965
168.417 78.095 90.322
1970
238.831 86.384 152.447
1975
297.218 95.486 201.732
1980
331.507 110.871 220.636
1985
377.187 369.887 7.300
1990
211.986 200.045 11.941
2000
255.912 235.116 20.796
2007
325.532 303.824 21.708
2008
323.038 316.632 6.406
2009
331.548 324.867 6.681
2010
338.329 331.551 6.778
2011
345.790 338.988 6.802

Alibeyköy Hakkında

Alibeyköy, İstanbul’un Eyüp ilçesi sınırları içindeki bir semttir. Tarihinde mısır tarlaları ile bilindiğinden günümüzde aynı tarlalardan eser olmamasına karşın semtin girişindeki dev mısır heykelinde de görülebileceği gibi semtin sembolü olarak seçilmiştir.

Tarihçe

Alibeyköy’e adını veren Ali Bey, Karesi Beyliği Emirlerinden Evrenos Gazi’nin oğlu Ali Bey’dir. Orhan Bey’in beyliği ele geçirmesinden sonra Karesi Beyliği Osmanlı hizmetine girmiş ve Evrenos Gazi Rumeli’deki fetih hareketlerinde Orhan Bey’i desteklemiştir. Hizmetlerinden ötürü Orhan Bey, Evrenos Bey’e vakıf için İstanbul’da istediği yerleri bağışlamıştır.

Evrenos Gazi’nin oğlu Ali Bey de zamanının Osmanlı sultanlarından olan Fatih Sultan Mehmet’i fetihlerinde desteklemiş ve o da babası gibi Fatih Sultan Mehmet tarafından iltifat görmüş ve günümüzdeki Alibeyköy semti sınırları içindeki bir çiftliği kendisine mülk olarak vermiştir. Semtin adı da onun işte sözü geçen Ali Bey’den ötürü Alibeyköy olmuştur. Ali Bey 1485 yılında vefat etmiş ve Yenice-i Vardar’daki türbesinegömülmüştür.

Bizans döneminde bir yerleşim yeri olmayan semt Osmanlı’nın kenti fethinden sonra da hızla yerleşime açılmamış hatta 1498 tarihli Osmanlı kayıtlarında semtin nüfusu içinde Ali Bey’in çiftliğindeki çalışanların çoğunluğu oluşturduğu 46 kişi olarak gösterilmiştir.

Osmanlı’nın son döneminde semt 790.000 dönümlük meralarıyla sarayın ve Osmanlı ordusunun et ihtiyacını karşılamak için yetiştirilen kasaplık koyunların beslendiği bir yer haline gelmiş, Cumhuriyet döneminde ise semtin topraklarının miri ve vakıf arazileri halka dağıtılmıştır.